<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629</id><updated>2011-12-14T19:11:45.015-08:00</updated><title type='text'>Somewhere only we know</title><subtitle type='html'>Hakkaten de istediğim budur, sadece bizim bildiğimiz bi yer olsun, komiglig olsun şagalar olsun, birbirini seven insanlar bi sinerji oluştursun, herkes el ele tutuşsun vi aaa dı vöörldd vı aaa dı piğpıl şarkısı söylensin, sonra sessizce dağılınsın evlere...itişmeden</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>12</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-5274243730384484319</id><published>2007-03-20T02:40:00.000-07:00</published><updated>2007-03-20T04:35:48.142-07:00</updated><title type='text'>Geri Döndüm</title><content type='html'>&lt;span style="color:#006600;"&gt;Efenim gönüllerinize taht kurmuş bi insan olarak, insanlık için kısa sevenlerim için uzun bi ara vermiş olduğumu düşünüyorum. Bu sürece neden girdim peki..hiç sordunuz mu haağ, sordunuz mu? Ben...yüzüm eskimesin istedim, özel hayatımla değil albümümle gündeme geleyim istedim, gelecek nesillere daha güzel bi dünya bırakmak istedim, çocuklarıma hem ana hem baba olayım istedim???!!! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Neyse, en son entrymi aşağı yukarı Padişah Vahdettin'in Malta'ya kaçışıyla aynı dönemlerde girmiş olduğumu düşünürsek o tarihten bu yana hayatımdaki en ciddi değişiklik yeni bir işimin olmasıdır. Şimdi işimin tam olarak ne olduğunu söyleyince, beni az çok tanıyanlar, yaradılıştan gelen &lt;strong&gt;ciddiyetime&lt;/strong&gt; ne kadar da uygun bir iş bulmuş olduğumu anlayıp beni takdir edecektir diye düşünüyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Başbakanlığın yabancı yatırımcıya hizmet edecek, genç, dinamik, cevval, cevahir uzman kadrosunda çalışmaktayım efenim. Ve fakat demin de değinmiş olduğum üzere yapı itibariyle ciddiyet konusunda çok da kontrollü bi organizma olmayışım devlet kademesindeki ciddi ciddi adamların karşısında istemsiz olarak bazı tuhaf davranışlarda bulunmama sebep oluyo...Hemen bunu bir örnekle somutlayayım:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;İşe girdiğimin 3. haftasında büyükçe bi seminer organize ettik, seminer ödemeleriyle ilgili sorumluluk da bendeydi.  Gelgelelim (bürokrasi gereği) bu ödemelerin yapılabilmesi için başkanın imzasına ihtiyaç var. Bu arada başkan dediğim başbakanın baş danışmanı bi kimse ve konum itibariyle önünde milletin ceket iliklediği, hatta telaştan tırnaklarıyla cekete yeni ilik açtığı bi zat. İşte bu dönemde imza aşaması biraz geciktiği için seminerin tüm alacaklıları, oteller, restoranlar vs. beni arayıp "argadaşım nierde galdı bizim ödeme, biz de çog sıgışıız" biçiminde baskıya başladılar. Bu telefon silsilesinin çok abardığı bi gün, sonunda başkan ofise geldi, o gün imzayı aldım aldım, alamadım artık alacaklılar ofisi basar diye düşünüyorum. Dolayısıyla bu gerekliliğin bünyemde yarattığı stresle başkanın odasına daldım. Odada haliyle başkanın yanısıra diğer birtakım ciddi adamlar "efenim ülkemizde yatırım ortamı, yabancı sermaye girdisi vs." gibi benim dinlerken "yatırım ortamı evet, şööle yumuşacık puf puf bünyeyi yatırıp kalıbı dinlendiebilceğin bi ortam" şeklinde hayallere dalmaktan öte bir fikir yürütemediğim konularda konuşuyolar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;İşin ciddiyetini kavramış birini düşünelim şimdi, naapmalıdır...Eveet... bağrışmalarınızı duyar gibi oluyorum.Nedir?... odaya girer "başkanım imzalar mısınız" der ve uzatmadan çıkar deeey mi?... Hayır efendim işte...burda benden bahsediyoruz, sebebini bilmediği bi şekilde ağzından çıkan dünya saçması bi cümleyi tamamlamak için ilkinden daha rezil başka bi cümle, sonra başka bi cümle ekleyen, ve en sonunda kendisine yönelmiş "bu kız bize bişey anlatmaya çalışıyo, huzursuzlandı, deprem mi olcak acaba" ifadeli bakışlarla kendine gelen bendenizden efenim... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Nitekim odaya girip şöyle bi cümle kurdum: "Başkanım, seminer fatura ödemeleri için imzanız gerekiyo"...."alacaklılar kapıma dayandı, topuğumdan vurulma tehlikesi içindeyim".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Bütün kafaların zbooiinn diye bana dönmesi, zamanın durması, yer yarılması, yerin yedi kat dibinden ilerleyerek odadan çıkılması!!!  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Devlet Erkanına Gomiglig Şagalar Yapılmayacağını Elim Bi Tecrübeyle Öğrenenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Fatma Soydemir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-5274243730384484319?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/5274243730384484319/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=5274243730384484319' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/5274243730384484319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/5274243730384484319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2007/03/geri-dndm.html' title='Geri Döndüm'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-116256314264325595</id><published>2006-11-03T06:02:00.000-08:00</published><updated>2006-11-03T06:12:22.653-08:00</updated><title type='text'>Necefli Maşrapa Niyetine</title><content type='html'>&lt;span style="color:#006600;"&gt;Yazarımız, işsiz kaldığından ve akşamüstleri sokakta şeffaf sutyen askısı satmaya başladığından yazılarını bi süredir geciktirmektedir, sanmayın ki tembellik yapmaktadır, onu ailesinin yıllar önce piknikte unuttuğu ve kendisini tembel hayvanların büyütmüş olduğu, ya da ne bileyim bir tür geciktirici sprey kullandığından mütevellit yazıları geciktirdiği gibi asılsız haberlere itimat etmeyin, yazarımız heran her yerde, arkasından atıp tuttuğunuzu işittiği anda ensenize şaplaa yirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-116256314264325595?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/116256314264325595/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=116256314264325595' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/116256314264325595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/116256314264325595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/11/necefli-marapa-niyetine.html' title='Necefli Maşrapa Niyetine'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115634691019950707</id><published>2006-08-23T06:33:00.000-07:00</published><updated>2006-08-23T08:32:38.660-07:00</updated><title type='text'>Denizler Altında 9 Metre</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Uzunca bir aradan sonra merhaba canlar. Lafı uzatmadan hemen yeni maceramıza geçelim, efenim size, sualtı dünyasına hızlı bi giriş yapmış bulunduğumu ve fakat yine aynı hızda koşarak geri kaçmış olduğumu müjdelerim. Şöyle ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Geçtiğimiz haftasonlarından birinde tamamen rastlantısal bir davet sonucu Bodrum'a giden bir balıkadam/balıkkadın (hatta balıkkaltak, beni sinir etti de bitanesi...afedersiniz yani) grubuna dahil oldum. Yaklaşık 35 kişi falan doluşuldu otobüse ve iblisin ta kendisi olan bir şoför eşliğinde Bodrum'a gidildi. Kahvaltıdan sonra da hemen dalış teknesine geçildi. Bu 35 kişinin yaklaşık 25 tanesi falan bir aydır teorik kurs gören mütekamil arkadaşlardan oluşurken geri kalan 10 kişisi ise "la suyun altında kapamazsam oksijen tüpünü en adi şerrefsizim olm" gibi, ya da ne bileyim "kim daha güçlü osurur ve daha çok kabarcık çıkarırsa diğerine bira ısmarlicak taam mı olm " gibi gayet nezih birtakım faaliyetlerle kendilerini eğlendirmek isteyen birtakım organizmalardan oluşmaktaydı ki işbu organizmalar daha önce sualtıyla hiç bir suretle tüplü şekilde münasebete geçmemiş ve o gün orada alacağı temel bilgiler doğrultusunda ilk kez "discovery" adı verilen hoca eşlikli birebir dalışı gerçekleştirecek olan kişilerdi. Hocamız Çeto, dalış yerine gidene kadar bizi bilinmesi zorunlu birtakım kurallar ve uluslararası dalgıç işaret dili konusunda bilgilendirdi. Hatta o kadar güven telkin edici bi bilgilendirmeydi ki en sonunda "eveeet, şimdi kimler geliyo bakalım dıskavıriye benimle" diye sorunca, önceden tereddüt eden biz amatör ibişler "BEN DALACCAAAM" "HAYIR...BEN DALACCAAM" şeklinde Kara Murat tadı yaşattık hocamıza. Sonra sıra listesi yapıldı, herkes teker teker dalcak hocayla, yani başka bi deyişle bizim düşündüğümüz gibi topluca bi giriş olmiycağı için sözkonusu eşşek şakalarının falan da yapılamıycağı anlaşılmış bulundu. Sıra itibariyle 2. kişi olmam sebebiyle bekleme aşamasında çok da gerilmiyceğimi düşünüp rahatladım. Ama anladım ki bu "sıraya kaynak" olayı sualtı dünyasını da çok pis vurmuş. "Ay hazır çok dalga falan yokken ben girebilir miyim, çok korkarım da ben"ler yok efendim "ocakta yemeğim var senden önce dalabilir miyim"ler falan derken ben öğleden sonraya kalmayayım mı? Kalayım...Neyse efem, sıra bana geldiğinde tekne görevlileri yardımıyla kostümümü giyip hocanın yanına indim suyun yüzeyine, su yüzeyinde Çeto son kez bana "bak çok acil bişey olursa çıkmak istersen falan sakın kendiliğinden yukarı çıkmaya kalkma, sana öğrettiğim işareti (baş parmak yukarı) yap, seni ben çıkarırım yukarı"dedikten sonra yavaş yavaş suyun altına girmeye başladık. Hocanın söylediği temel bilgiler beynimde çınlıyordu adetaağğ: "kulak basıncı eşitlenecek, regülatör ağızdan çıkmayacak...ya bişey daa vardı yaa, neydi allaam, o da çok önemliydi" diye düşünürken bünyemde bi tuhaflık hissettim, bişeyler ters gidiyodu ama ne?....derkeeeen Çeto'nun dürtmesiyle kendime geldim, regülatörümden kabarcık çıkmadığını işaret ediyodu, yani halk arasındaki tabirle "nefes alıp versene ibiş" demek istiyordu sevgili hocam...sanırım heyecandan ve normalde burundan nefes alıp verdiğimizden dolayı, birden koordinasyonu sağlayamamıştım, ehm...Sıklıkla olmasa da olabiliyomuş böyle şeyler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Neyse nefes almaya başlayıp yaşamla yeniden kucaklaştıktan sonra sağa sola bakmaya başladım, hocayla yan yana gidiyorduk yüzeyden bikaç metre aşağıda, balığıydı, süngeriydi falan bakınıyoduk etraftaki şeylere, bu şekilde sanırım bi 20 dk. falan geçti, ben "aman yaleppim negzel bi dünya bu, hem hiç de korktuğum gibi değilmiş trallallaaa" şeklinde düşünürken" hocam Çeto bana, kolundaki derinlik göstergesini işaret etti ne gerek vardıysa artık...İşte o an ben öyle bir korktuuu öyle bir korktu size anlatamam, sanıyorum o göstergede 9 metreyi görünce birden yaa benim burda ne işim var diye bir panik yaptım. Ancak o durumda naapılcaktı hemen onu hatırlamaya çalıştım, neydi???...derhal hocaya söylencekti beni yüzeye çıkar diye...evet...ben de gücümü topladım, elimi yumruk yaptım doğrulttum baş parnaamı ve dayadım hocanın burnuna. Ben hocadan hemen talebime karşılık beklerken onun beni hiç sallamadığını bi de üstüne üstlük sırtımı sıvazlayıp yaparsın sen aslansın dercesine gaz vermeye çalıştığını görünce hareketin istediğim etkiyi yaratmadığını anlamıştım...o an hay sözlü iletişimin gözünü yiyim yau dedim kendi kendime...ibiş olmuştum adeta yüzeye çıkabilmek için ama nafileydi, hoca halen çıkmak isteme gerekçemi tam olarak anlamadığı için beni sallamamaya devam etmekte bana bilumum börtüsüydü böceğiydi deniz çiyanıydı bilmemnesiydi gösterip durmaktaydı. Bu böyle olmiycaktı, zira benim nefes düzenim bozulmuş gittikçe paniklemekteydim, uluslararası işaret dili hafızamı şööle bi kurcaladım, biyerlerde mutlaka işe yarar bi işaret olmalıydı durumun ciddiyetini anlatıcak...derken birden kafamda bi ampul yandı, evetdi, çok uygun bi işaret vardı korktuğumu, paniklediğimi anlatmaya yariycak, dürttüm hocayı ve halk dilinde yusuf yusufa tekabül eden yumruğunu sıkıp sıkıp bırakma hareketini yaptım hocaya ısrarla, evet sonunda hoca beni ciddiye almıştı, gerçi regülatöründen çıkan aşırı kabarcıklar onun sualtında kahkaha atabilen bi insan olduğunu göstermişti bana ama olsundu bi şekilde beni çıkarıyodu artık. Koluma girdi, beni yüzeye doğru yavaşça yükseltmeye başladı. Eğer sualtında kolkola girmiş iki dalgıçtan daha salak bi görüntü olamaz diye düşündüyseniz acele etmeyin dahası var, zira hoca beni 4-5 metrede tekrar durdurduğu için "NEEAA HALA ÇIKARMIYCAN MI BENİ A ZALİM" dercesine yapıştım hocanın eline ve kalan vaktimi hocanın eline yapışmış vaziyette 10 deniz anası sersemliğinde tamamlayıp yüzeye çıktım, ama takdir edersiniz ki o korkuyla artık nası sıktıysam adamın elini, heralde kan dolaşımını bozmuş olmalıyım , çünkü yüzeye çıktığımızda parmakları kokteyl sosis gibi olmuştu adamcaazın. Kısacası ilk denememde oldukça korktum ama ikinci gün yencem ben bu paniği diyip tekrar daldım aynı hocayla (hocanın, ellerini benden mümkün mertebe uzak tutmaya çalışması dikkatimden kaçmadı ama). İkinci sefer çok daha zevkliydi, balık besledim, deniz kestanesi aldım avcuma falan filan, yani aslında iyi ki de denemişim diyorum. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115634691019950707?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115634691019950707/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115634691019950707' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115634691019950707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115634691019950707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/08/denizler-altnda-9-metre.html' title='Denizler Altında 9 Metre'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115382641785591176</id><published>2006-07-25T00:07:00.000-07:00</published><updated>2006-07-25T04:20:17.933-07:00</updated><title type='text'>Bir Kedinin Anatomisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Bizim sülalenin doğal gelişim sürecinde kedi severler biçiminde bir grup olmuştur her daim ki bunların en ateşlileri bir Feriş, bir Fatih ve bir Duygu'dur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Feriş geçen yazıda adı geçen Nursel adlı kişinin kızkardeşi olmanın yanısıra empati yapma konusunda kafayı kıran, mesela bir yaz gecesi, uykusunda hunharca kulağına kaçan minik kelebeğe kızmak yerine onun iç dünyasını anlamaya çalışan, sabaha kadar çekiç, örs ve üzengisinin içine eden bu adi kelebeğin, kulağında ölü olarak ele geçirilmesinden sonra   neredeyse arkasından ağıt yakan, iyimserliğin b.kunu çıkaran ve fakat yanısıra zekasına hayran olunan bir candır, bir canandır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Fatih desen Feriş'in yeğenidir, Nursel'imin oğluşudur, süper yetenekli bir blues/caz gitaristidir, delice aşık olduğu kedisiyle kendisini bir nevresimin içine düğmeliyerek işbu kediyle yarım saat kadar boğuştuktan sonra yer yer enine çizgili yer yer ekose desenli kanayan bir vücutla o nevresimin içinden çıkandır. Deli midir, nedir...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Düygü ise Fatih'in aynı kediseverlikteki ablasıdır, çok özgün bi bünyedir, biz daha misket falan oynarken, oyuncak bebek saçı kesip uziycak diye beklerken falan bu düdük, ben bilim kadını olcam demiştir ve nitekim şu anda Amerika'nın Niv Orliyıns dolaylarında bu uğurda kurbağa kesip fare biçmektedir içi kan ağlayarak. Ha bi de bu komik insan bi keresinde yürürken elindeki elmanın eşiğini direkt yere atmaktansa 80 derecelik açıyla havaya atiym arkamdaki çöpe girsin demiş ve fakat elma eşiğine havada 2'li salto 3'lü burgu yaptırıp zboooiinnnkkkk diye kendi kafasına isabet ettirmiş bi de hiniiiyaaeeeee!!! şeklinde delice korkmuştur, öyle bi kuzudur işte o da. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Fakat benim hikaye bu üç kediseverden Feriş'le ilgili. Sene 1997 falandı herhalde, babamla bir İzmir ziyaretimizde Feriş'lere de bi uğrayalım dedik.  Kapıda hoşgeldiniz aşamasında Boğaç Abi (Feriş'in komikçi eşi) bize terlik verirken, Ferişimin arkada, elinde üzeri su tabancası dolu bir tepsi tuttuğunu gördüm. Ben heralde gene komiklik, şakalar vs. dolu bi akşam olcak diye ehihieeheğiei şeklinde anlamsızca sırıtırken Feriş: "&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Herkes bi tane alsın, bu afacan için dedi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;". Afacan dediği o esnada koridordan bizi kesen gayet normal görünümlü bi kediydi. İşte o organizmanın afedersiniz kedi görünümlü bi iblis hatta bir omen olduğunu az sonra anliycaktım a gadasını aldıklarım. Biz babamla durumu halen bir şaka zannetmekte idiysek de Ferişim ısrarla elimize bi su tabancası tutuşturup bizi salona aldı. Hoşgeldin beşgittin mevzuuna girildi doğal olarak, az sonra babamın ayaklarını hafifçe bi kıpırdatmasıyla birlikte önümden saatte 70 km hızla bi karaltı geçtiğini görür gibi oldum, ben daha "&lt;em&gt;&lt;strong&gt;neydi o ya&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;" derken babamdan hiniiiiiiyaaaaaaaasssınııııtttyminiii şeklinde bi feryat duyuldu, sonra ortalık birden Batı Cephesine dönüştü;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-&lt;em&gt;Cengiz Ağbiiee su tabancasıııaaa, sık abiiii, acımaaa&lt;/em&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-&lt;em&gt;Abii düşman bacaktaa, sık suyu&lt;/em&gt;!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-&lt;em&gt;Anam anam yandım allaaaah&lt;/em&gt;!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;O kargaşada Afacan'ın, babamın bacağına pençelerini  geçirmiş var gücüyle dişlemekte olduğunu seçebildim. Bacağın tek suçu hafif uyuşmuş olmaktan dolayı iki mm. kıpırdama terbiyesizliği göstermiş olmasıydı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Kedi apar topar salondan tahliye edildikten ve ilk kargaşa atlatıldıktan sonra hazır o salonda değilken bütün gerekli kıpırdanmalarımızı yapıp o ortamdayken ise kıpırdamamak için azami gayret sarfetmekten birer sfenks edasıyla bu huzur dolu misafirliği tamamlamaya çalıştık; ama insanız sonuçta, bünyemiz kah kaşınır, kah hapşırığımız gelir dey mi...İşte az evvelki saldırıyı bi an için unutan zavallı bir fani olarak burnumu kaşıma isteğiyle elimi yüzüme doğru götürmeye meyillenmemle salonun kapısından bana doğru dört nala koşan siyah-beyaz-kötü kedi Afacan'ı gördüm. Böylesi bir deparı ben Süreyya Ayhan'da görmedim allaa sizi inandırsın. Ama o bikaç saniyelik süre içinde anladım ki ruhumun derinliklerinde bir kovboy ruhu yatıyodu, modern batının en hızlı su tabancası çeken insanıydım. Kediyi "FIŞŞŞŞKKKKK PIIIIIIŞŞŞKKK LA GET LA ŞERREFSİZ, LA Bİ DUR, bu babam içiiiğğn, bu benim içiğğn" şeklinde düzeyli bi biçimde savuşturduktan sonra içinde bulunduğum durumun saçmalığın farkına vardım. Bu neydi ki hakkaten bööle ya???!!!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115382641785591176?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115382641785591176/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115382641785591176' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115382641785591176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115382641785591176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/07/bir-kedinin-anatomisi.html' title='Bir Kedinin Anatomisi'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115323300238551466</id><published>2006-07-18T04:49:00.000-07:00</published><updated>2006-07-18T07:34:06.016-07:00</updated><title type='text'>Havuz Problemi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Teras katında yaşayan ve işbu terasın etinden ve sütünden yararlanmayı ilke edinmiş bi insan olmam sebebiyle, geçen ay "neden ben bu terasa bir şişme havuz almayayım?" dedim. Bunu demekle kalmayayımdı hemen gidip alayımdı bi o eksikti yani hayatımda, olmadı tahtıravanla da girerimdi artık havuza. Neyse gittim de zaten hemen, alırken bana oldukça mütevazı görünmüştü aslında, fakat eve gelip yanında verilen pompayla şişirirken havuz hayvanından "AAAA-Hİİİİİİİİ AAAAĞĞĞĞHİİİİİİİİ" şeklinde sesler çıkmaya ve yavaş yavaş şeklini almaya başladıkça bunun çocuk havuzundan ziyade çocuk ruhlu sumocular için tasarlanmış bir havuz olduğunu anladım (4, yetişkin tabir ettiğimiz insan rahatça girip oturur allaa sizi inandırsın). Ama mutluydum ben havuz hayvanımla, geçmiş zaman kullanıyorum zira geçtiğimiz hafta sonu anneciğim denen tatlı bünye geldi Ankara'ya ve tabi ki her sağlıklı anne gibi ev temizliğine de girişti, elim değmişken havuzu da temizleyeyim diyen işbu anne, havuzu boşaltıp, çamaşır suyuyla cillop gibi yapmak suretiyle içi boş bi şekilde koydu terasa yine. Dün akşam işten eve döndüğümde havuz hayvanının cevval bi şekilde terasta aynı yerde durduğunu gördüm, ilişmedim, zira dursundu, gün gelecek yine içi dolacak, kah ayak sokulacak kah arkadaşlarla içine girilip daha önce hiç havuz görmemişcesine hınıaahuahahaa biçiminde anırarak birbirimize su atılacak falan...Fakat o da nesi yaleppim? Aradan geçen iki saat sonrasında terasta bir boşluk bir ferahlık hissi hakim, bişey eksik ama nedir? Vileda kovası yok deseeeeem, o zaten cücük gibi yer kaplıyo...o değil...çamaşır da asmamıştım ki onlar uçuşmuş olsun...Bikaç saniyelik saçmalamadan sonra boşluğun sahibinin havuz hayvanı olduğunu anladım. Evet havuz yoktu,basbayaa yoktu...Aman allahım hırsız çatıdan terasa inip havuzumu çalıp gene aynı yolla kaçmıştı kesin...ya da yo yooo kesin tsunami gelmişti ben içerde tv seyrederken???!!! gibi gayet bilimsel ve rasyonel tesbitlerle bi süre daha saçmalamayı tercih ettikten sonra "uçmuş olabilir mi ki acebaağğ" diye düşündüm, ama yani nası uçsundu o yaa, cidden büyük diyorum size...Ama yapcak bişey yoktu, aşşaa inip bu abuk durumu çaktırmamaya çalışarak biraz kamuoyu/esnaf yoklaması yapıcaktım. Ama nası açıkliycaktım ki durumu, nerden başliycaktım???:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Şey afedersiniz...Badem taze mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Evet apla süper, datça badem.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Hemmm, iyi ben 100 gr. aliym...Bi de çekirdek yapalım 200 gr. kadar...bu arada...eeııııı.... bugün burda bi gariplik oldu mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Ne gibi yenge?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Bööle gökten kimliği belirlenebilen bi cisim düşmesi gibi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-???!!!Yok, bize öyle bi bilgi gelmedi bacanak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Peki sağolun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-E bademle çekirdeee unuttun amca&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-???!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;(Evet, esnafla bööle tuhaf akrabalık ilişkilerine karşıyım...)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Neyse işte uzatmiyim...ben bööle acı içinde kıvranırken hemen yan apartmanın girişindeki berber adamın bana yaklaşmasıyla aramızda şöyle bi konuşma yaşandı, içerik bakımından tarihte bir ilk olduğumuza inanıyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Pardon hanfendiiiğğ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Evit?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Havuz sizden mi düştü?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Ehm...ay evet çok afedersiniz...ben içi boş olarak...yani bırakıp...eööö...rüzgar olunca...uçarak...özür dilerim...(suratımın aldığı rengi beni yakından tanıyanlar tahmin edebilirler, yani öyle kızardım ki şakaklarımdaki damarlar zonklamaya başladı, kafam patliycak sandım bi ara.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Yok, bişey olmadı zaten hanfendi, lannggghhh diye kapının önüne düştü biz de Hamza Abi'ye verdik, şindi kapattı gitti, yarın alırsınız...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;-Eiiiyy...teşekkür ederim...(koşarak kaçmak.....) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115323300238551466?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115323300238551466/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115323300238551466' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115323300238551466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115323300238551466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/07/havuz-problemi.html' title='Havuz Problemi'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115260656840701847</id><published>2006-07-11T00:52:00.000-07:00</published><updated>2006-07-11T01:29:28.416-07:00</updated><title type='text'>Tarihten Bir Yaprak 2</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Bugün istedim ki yaklaşık 18 yaşıma kadar falan her yaz tatilimin en azından 1-2 ayını geçirdiğim Burdur'dan bir çocukluk anısını paylaşayım sizlerle; kah tebessüm edelim, kah hüzünlenelim, kah...aman ne biliym ben sizin iç dünyanızı canım, kafanıza göre takılın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Olayın kahramanları, Ülkü (ki kendisi benim süper annanemdir, komiktir, şahsına münhasır bi insandır) ve onun torunu bendeniz Fatma Soydemir'dir. Bi de konuk oyuncumuz var, Nursel (ki onun da hastasıyım; misal, sabahın köründe kendisini uyandıran kedisine terlik atarak kediye depar attıran, Olimpos'ta, neymiş diye merak edilip gidilen "Kanada Gecesi"nde, içki içilmekten başka bi numara olmadığını görünce "&lt;em&gt;HEÇ Mİ GANADA GECESİ GÖRMEDİK CANIM&lt;/em&gt;" şeklinde Kanada'lılara ağır konuşan, bilumum hacı teyzelerin katılım gösterdiği kabul günlerinde &lt;em&gt;Şalvar Dansı&lt;/em&gt; denen akıllara zarar bir sanatsal etkinlikle, sözkonusu hacı teyzelerin gülmekten altlarına çiş kaçırmalarına sebep olan deli komik bi insandır). Neyse efenim hikayemize geçelim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Gayışlılaaan (Burdurca'da Kayışlı ailesine mensup anlamındadır), Temmuz ortasında dahi içinde yün fanilası ve hatta yün donuyla dolaşan, geceleri üstüne içi yünlü yorgan örten, uyurken üstü açılan her faninin o an oracıkta hunhar bir yel darbesiyle ölüvericeğine inanan Ülkü'sü ile yine işbu Ülkü'nün aynı yün fanilalardan, donlardan, geceleri imiğine kadar çekilmiş ve hatta bir daha açamasın diye yatağın iki yanına çengelli iğneyle tutturulmuş yorganlardan nasibini alan ve bu sebepten dolayı yıllar boyu geceleri Tutankamon gibi yatan torunu Fatma, yine böyle bir sıcak yaz gününde içine fanila giymemekle kalmayıp bir de üstüne, eğilince belini açıkta bırakan bir t-shirt giyebilecek kadar terbiyesizliği ele almıştır. Bu açık beli gören Ülküş acaba hangi hastalığı söylesem de ürkütsem yavruyu şeklinde düşünüp düşünüp şu bilimsel teşhisi uygun görmüştür:&lt;br /&gt;"-A YAVRUM ÖÖLE BELİN AÇIK GEZERSEN BEL SOĞUKLUGU OLURSUN".&lt;br /&gt;Neyse ki Nursel'imin zamanında müdahalesi annanemin tıbbiyede bir devri kapatıp yeni bir devri başlatıcak teorisinin sonu olmuştur da annanemde bu kafa varken bu teori ne ilktir ne de sondur a gadasını aldıklarım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115260656840701847?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115260656840701847/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115260656840701847' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115260656840701847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115260656840701847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/07/tarihten-bir-yaprak-2.html' title='Tarihten Bir Yaprak 2'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115209942627358662</id><published>2006-07-05T03:54:00.000-07:00</published><updated>2006-07-05T04:47:43.893-07:00</updated><title type='text'>Hergüne Bir Salaklık Derken Şaka Yapmıyodum</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Evet belki abartıyorum sanıyosunuz ama hakkaten ben buyum, yani günlük en az bi doz şaşkalozluk yapmadan rahat edemeyen bi organizmayım ben, çarpıntı yapıyo vicütüm, alnımda boncuk boncuk terler birikiyo vs...Öyle anlarda da bünye kendine çeki düzen verebilsin diye uzuvlarım benden bağımsız hareket edebiliyo, tıpta buna BBS (Bağımsız Beyin Sendromu) diyoruz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Az önce karşı projenin yöneticisi Andreas adlı Alman amcamız ve en az onun kadar Alman arkadaşı bilgisayarla ilgili fevkalade teknik bi konuda benden yardım istediler (afedersiniz yandan yemiş ingilizcemle) yaptığım bir takım bilimsel açıklamaların üzerine bana ölü balık gibi baktıklarını görünce, yürüyün o zaman bu konuyu teknik eleman arkadaşımız halletsin diyerek onları eğitim binasına götürdüm, Türk yardımseverliğinin cevval bir örneği olarak da ilgili teknik eleman ve Almanlar arasında çeviri yapmayı kendime bir borç bildim. Ancak demin de bahsettiğim gibi iki yıldır ispanyolca'ya ağırlık vermiş ve ingilizceyle tüm bağlarını koparmış bi insan olarak çeviri süresince yalnızca benim anlıyabildiğim ve literatürde "spanglish" şeklinde yerini alabilecek bir dille can çekiştikten sonra işi hallettik çok şükür. Bu arada yaptığım çeviri hataları başka bir yazı konusu olacak lezizlikte aslında ama fikir olsun diye bi örnek veriyim. Mesela: "&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;bu belgeleri burdan alıp başka bi dosyaya kopyalıycakmışsınız&lt;/span&gt;" &lt;/em&gt;demek isterken, dosya kelimesinin ispanyolcada &lt;em&gt;carpeta &lt;/em&gt;olması ve o anda benim aklıma ingilizcesinin gelmemesi sebebiyle adamlara "&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;belgeleri&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; başka bir halıya kopyalıycakmışsınız&lt;/span&gt;"&lt;/em&gt; şeklinde bilgi birikimi dolu bi cümle söylemiş oldum...Neyse efendim bi şekilde adamların işini hallettikten sonra artık kendilerini bana borçlu hissettiklerinden midir, yoksa çeviri sonunda benim saçlarıma ak düşmüş olmasının verdiği vicdan azabından mıdır bilinmez, "&lt;em&gt;bu iyiliğin karşılığında biz de sana bir yemek ısmarlayalım"&lt;/em&gt; diyen nazik insanlara cevaben aynen şu şekilde höykürdüm:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;"&lt;strong&gt;I DON'T EAT&lt;/strong&gt;"...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Neden bu cümle ya? yani &lt;em&gt;tenk yu&lt;/em&gt; falan de, ne biliym &lt;em&gt;ay hev tu go bek tu vörk&lt;/em&gt; de...de oğlu de yani...Bu saatlerde yemem diycektim aslında sanırım...Aman neyse ya...Ben Fatma Soydemir.Bir BBS hastasıyım ve bunu yenmek istiyorum.Teşekkürler &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115209942627358662?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115209942627358662/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115209942627358662' title='26 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115209942627358662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115209942627358662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/07/hergne-bir-salaklk-derken-aka.html' title='Hergüne Bir Salaklık Derken Şaka Yapmıyodum'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115157359190107736</id><published>2006-06-29T00:53:00.000-07:00</published><updated>2006-06-29T02:41:21.186-07:00</updated><title type='text'>Doom Günü İşkencesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Dün farklı ortamlardan iki arkadaşımın doğum günüydü, pasta yiycek ve kola içcek olmanın verdiği tatlı sevinçle iş yerinden arkadaşımın mütevazı partisi için hazırlıkları yaptık leziz bi meyveli pasta alındı falan ve fakat bunun günün ilk ve son doğum günü pastası olacağını düşündüğüm için kafam kadar bi dilim yedim umarsızca. İki saat sonra arkadaşımıza sürpriz yapmak isteyen başka bir grup heyecanlı, cevval ve cevahir işyeri insanı, bizim pastanın iki katı büyüklüğünde yeni bir meyveli pastayla bir kutlama daha yapmaya karar verdi. E pasta büyük olunca haliyle dilimler de büyüdü, kafamın iki katı büyüklüğünde yeni bir dilimi de yedim. Hatta bi ara çamura yatıp "yok yauu ben yemedim, ben o sırada kola dolduruyodum" deyip ince bi dilim daha yedim terbiyesizce. "Nasılsa" dedim kendi kendime "bu, yediğim son pasta bugünlük" dedim (ancak feci halde yanılmakla kalmayıp mide hayvanını bozduğumu da çok acı bir tecrübeyle anlayacaktım a gadasını aldıklarım..."aaa noolmuş noolmuş " diye itişip kakışmayın, okuyun). Akşam benim kısmen daha uzakça olan doğum günü çocuu arkadaşımın ailesi sürpriz parti yapıyoruz gelin diyerekten bi sürü arkadaşı eve toplamak suretiyle evde bir sinerji, bir eğlence, bir arkadaki elleri göremiyorum havası yaratmak istemişler. Tabi zaten o ana kadar bile yerinde duramayıp homur homur homurdayan benim mide hayvanı, diğer arkadaşlarıyla ve özellikle de anne babasıyla yeni tanıştığım arkadaşın pastasını da ayıp olmasın diye yiyince, olabilecek en acı şekilde benden intikamını alıverdi. Şöyle ki: hani hepimizin başına gelmiştir, kalabalık ve gürültülü ortamlarda sesinizi yanınızdakine duyurmak üzere hafiften bağırarak konuşursunuz da niyeyse hep de en duyulmaması gereken sözler esnasında o dingil kalabalığın aniden ve sözleşmiş gibi aynı anda susası gelir ve sizin, aslında anlattığınız şey içinde hiç bi önemi olmayan fakat o sessizlikte çınladığında sizin arzın merkezine ulaşmanızı sağlayan mesela "bok, çiş, vs." gibi laflar o sessiz anda tüm ortamı inletir, sarsar, duvarlara çarpıp çarpıp geri döner falan... Hah işte öyle bir an düşünün ki ben yaklaşık on oniki kişinin olduğu bir ev salonunda hanım hanımcık oturuyorum, saygı hürmet vs. gösterme amacıyla sürekli sırıtmaktan yaşlanma etkilerim hızlanmış falan, herkes uğultu halinde sohbet ederken bi anda o ani sessizlik sürecine giriliyo ve benim mide, sanırım bana bişey anlatmak istercesine alıyo sazı eline, yani o &lt;strong&gt;GRROOOOAAAAÖÖÖÖÖÜÜÜÜÜÜRRRRRRRR&lt;/strong&gt; sesinin korkunçluğunu kelimelere dökmemin mümkünatı yok (etse etse belki Borges tarif edebilirdi) ama insanların yüzlerinde "aman yaleppim birazdan karnından bi eliyın çıkcak " dehşeti açık seçik okunuyodu. Sonra ne mi oldu? Ne biliym bayılmışım, hatırlamıyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Kirazıydı, Şeftalisiydi, Kivisiydi Demeyip Yiyenler ve Fakat Sosyal Şok Yaşayıp Meyveli Pastadan Tiksinenler Derneği Başkanı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#006600;"&gt;Prof.Dr. fatocan&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115157359190107736?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115157359190107736/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115157359190107736' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115157359190107736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115157359190107736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/06/doom-gn-ikencesi.html' title='Doom Günü İşkencesi'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115080469965832817</id><published>2006-06-20T03:57:00.000-07:00</published><updated>2006-06-20T05:03:48.550-07:00</updated><title type='text'>Tarihten bir yaprak</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/1600/melike%20fatma%20guzulaa.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/320/melike%20fatma%20guzulaa.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/1600/melike%20fatma%20guzulaa.0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/1600/melike%20fatma%20guzulaa.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Sene 1994 falan, sıcak bir yaz günü, hafta sonunda babanın yanında kalınacak ve işbu babanın gittiği her evde bir iç mimar titizliğiyle oluşturduğu ve utanmasa üstüne de "&lt;em&gt;yangında ilk kurtarılacak&lt;/em&gt;" ibaresi koyacağı abur cubur dolabının önünde gelsin (annenin yasaklı besinler listesinde olmalarından dolayı) hafta içi bünyeye alınamayan kolalar, cipsler, gitsin fıstık ezmeleri kıl ve yünler şeklinde leziz bir cmt.-pazar geçirilecek... Fakat evdeki efendi besinler (pirinciydi, yağıydı, suyuydu falan) eksildiğinden dolayı babam, ablam ve beni bi listeyle ve tam listedekilere yetecek parayla Migros'a gönderdi. Neyse efenim, biz iki kardeş el ele yapışıp gittik alışverişe, çikolata konusunda hiçbir zaman doyduğunu anlayamamış olan ben, bıyığına süt bulaşmış kedi yavrusu suratımı takınarak "&lt;em&gt;aplaa şu twix'i de alabilir miyim&lt;/em&gt;" şeklindeki talebimi, mali müşavir edasıyla her kalem maldan sonra cepteki para-kasa hesabı kıyasları üzerine birtakım işlemlere girişen ablama ilettim; müşavir "&lt;em&gt;makuldür, al çocuk&lt;/em&gt;!" dedi, daha sonra ise ablam twixim ve ben, mutlu mesut alışverişi tamamlayıp kasaya ulaştık. Kasiyer, alınanları birer birer kasadan geçirdikçe, bütçe dışına taşmadığımızı görüp rahatlıyan biz iki konu salağı kardeşin rahatlığı,gerekenlerin dışında alınan tek şey olan o gadasını aldığımının twixine kadar sürecekti, işte o twix, ah o twix...barkodunun okunma sesi bile hala kulaklarımdadır...doorrrt: borcunuz bilmemkaç lira; elimizde sadece "bilmem" kısmı var, "kaç" kısmı ıkınsak çıkmayacak...İşte o dönem oldukça zın zın olan iki kardeşten Melike olanı gayet cevval,cevahir bi şekilde, ama arkada biriken kuyruğa da çaktırmamaya çalışarak kasiyere halk dilinde "&lt;em&gt;fısır fısır&lt;/em&gt;"a tekabül eden yaklaşık 0,1 desibel şiddetinde, "afedersiniz bizim üzerimizde fazla para yokmuş, şu twixi bırakabilir miyiz, o zaman hesap tamam oluyo" dedi. Biz iki masum yavru sanıyoruz ki vırt diye geri geçircek ve "taam hanfendi" diycek, ama yoooo, yoooo sevgili okuyucular, hayat o kadar kolay değil...işte o sakin görünüşlü kasiyer meğer bir dingilmiş, pismiş kötüymüş; ablama "bi saniye soriyim" dedikten sonra, taa en sondaki kasiyere halk dilinde "&lt;em&gt;k.çı yırtılırcasına&lt;/em&gt;"ya tekabül eden yaklaşık 1500 desibel şiddetinde " &lt;em&gt;HİLMİ BEEĞĞĞYYY BU BAĞYANLARIN PARASI ÇIKIŞMADI, ŞU ÇİKOLATAYI GERİ BIRAKABİLİYOLAR MIIII&lt;/em&gt;" şeklinde anıraraktan ruhumuzda onulmaz yaralar açmış ve bizi migros kasasından arzın merkezine göndermiştir... çocukluk işte utanırdık o zaman öyle şeylerden çok...ondan sonra da bi süre ne zaman hatırladıysak bu olayı, o güzide kasiyeri ve pek değerli sülalesini hürmetle anmışızdır...evet mışızdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115080469965832817?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115080469965832817/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115080469965832817' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115080469965832817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115080469965832817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/06/tarihten-bir-yaprak.html' title='Tarihten bir yaprak'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115037730802891172</id><published>2006-06-15T03:56:00.000-07:00</published><updated>2006-06-15T06:15:08.046-07:00</updated><title type='text'>SENİ ÇOK ÖZLEDİM ROSA</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/1600/rosa.angel.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/320/rosa.angel.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/1600/rosa.angel.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/1600/rosacan.ok.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Hayatımın iki yılını renklendiren bir insan vardı, geçtiğimiz Cuma bi daha dönmemek üzere gitti, artık Santander'de (İspanya) ailesiyle. Adı Rosa, resimden de anlaşılabileceği gibi insan görünümlü bir melek olan (doğan görünümlü şahin de olabilir), bu iki yıl süresince iyi- kötü günümde hep yanımda olan, kah sevgisiyle beni şımartan, kah aramızdaki abla-kardeş ilişkisine dayanarak beni cor cor azarlayan, akabinde gene dayanamayıp bana "on ayı gücünde" sarılarak kah kaburgamı inciten kah kolumu burkan, bi iki gün görüşmedikten sonra biriken özlemle sarılcam diye üstüme atlayıp beni koltuğa devirdikten sonra kafamı koltuğun kenarına çarpmama sebebiyet veren, bitmez tükenmez sevgi patlamalarıyla umuma açık yerlerde o muhteşem türkçesiyle höykürerek (ki teknik olarak 1000 desibele tekabül eder) "SENİ ÇOP SEVİYORİNN ARGADASİNNN" şeklindeki demeçleriyle beni benden eden , türkçe konuşulan ortamlarda tek kelime anlamıyor olmasına rağmen sırf sevimliliğinden " OYLAAA Mİİİİ" şeklinde kendisine, karşısındakini dinliyor ve anlıyormuş süsü veren, dışı güzel içi güzel canım insan. Ben de seni çop seviyorin argadasin. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Not:Kendisi benim patronum Pablo denen koca kafanın eşidir bu arada. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Not 2: Şimdi müsaadenizle bu metni ispanyolcaya çevircem, sanırım doğan görünümlü şahin kısmında biraz zorlancam ama du bakalım hadi pismillaa... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Hay una persona que hizo la vida mas divertida para mi durante estos dos años. Ya está en Santander con su familia. Se llama Rosa, como podéis verla en la fotuka, es una angél que vive en el cuerpo de esta guapetona. Ella siempre estaba a mi lado en mis tiempos duros o felices, a veces me mimaba con su cariño que no cabe en su corazon y a veces me reñía como una hermana pero de repente me daba un abrazo q me tiraba al suelo. Es una loca que a veces, gracias a sus explosiones de cariño , me gritaba (con su turco perfecto) "SENİ ÇOP SEVİYORİNN ARGADASİNN" en los sitios públicos y q me hacía partir de risa. Es una mona que decía siempre  "OYLAAA Mİİİİ"  como si escuchara y entendiera todo, aunque no tenía ni puta idea de lo que se hablaba en turco.  En resumen, es una maravilla. Yo también " SENİ ÇOP SEVİYORİNN ARGADASİNNN".&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115037730802891172?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115037730802891172/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115037730802891172' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115037730802891172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115037730802891172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/06/seni-ok-zledim-rosa.html' title='SENİ ÇOK ÖZLEDİM ROSA'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115018440678204905</id><published>2006-06-12T23:55:00.000-07:00</published><updated>2006-06-13T00:40:06.793-07:00</updated><title type='text'>Her güne bir salaklık kampanyası</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Efenim beni bilenler bilir pot kırma dalında derecelerim vardır, bugüne değin devirdiğim çamlarla fatocan hatıra ormanı yapılır allaaa sizi inandırsın. Dün akşam iş çıkışı itibariyle de, o saate kadar bi vukuat işlememiş olmanın verdiği şaşkınlıkla " alla allaaa hasta mıyım acaba" diyerek eve doğru yola koyuldum. Aküsü biten arabamın yanında Tofaş 24 saat acil servis adamını beklemeye başladım, Tofaş adamı servis aracından benim aküyü şarj edip servise kadar götürebilmemi sağlıycaktı; nitekim geldi de, bağlantı kablosu takıldı falan, bu arada arabalarla ilgili en teknik bilgimin " &lt;em&gt;anahtarı kontağa sokunca, araba çalışır bilaader&lt;/em&gt;"den öteye gitmediğini düşüncek olursak basit bi akü şarjını sorularımla adam için havuz problemine dönüştürebildim. Neyse benim araba çalıştı, sonra adam önde ben arkada servise gitcez buraya kadar herşey iyi, lakin adamcaaz aracının kontağını çevirdiğinde aracı çalışmasın mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;a)çalışsın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;b)çalışmasın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Hakkaten de çalışmasın, çalışmadı yani, araç "&lt;em&gt;hıyhıyhıypssssssss&lt;/em&gt;" biçiminde, sıksan çalışmıyacam demeye getiriyo lafı, benim şerrefsiz akü yemiş bitirmiş servis aracının tüm enerjisini belli ki, adamcaaz kanter içinde kah kontağı çeviriyo kah aküyü sıkıştırıyo bi daha deniyo falan, bu şekilde yaklaşık bi 10 dakka geçtikten sonra ben artık ne sebeptendir bilinmez, komiglig şagalarla falan ortamı yumuşatiyim mi istedim nedir, şööle bi cümle kurdum "&lt;em&gt;ehihiehiee size de bi acil servis aracı çaariyim mi ekikiehiihihi&lt;/em&gt;" ve anırarak güldüm elbette ki...Ben, bir cümleden bu kadar rencide olan ve tiksinen bir servis adamı daha görmemiştim hayatımda sayın okurlar, adam bana bir baktı ki....Hayatımın sonraki on dakikasını yerin yedi kat dibinden idame ettirdim...ama ben yani şaga olarag...sevimlilik olarag...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115018440678204905?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115018440678204905/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115018440678204905' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115018440678204905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115018440678204905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/06/her-gne-bir-salaklk-kampanyas.html' title='Her güne bir salaklık kampanyası'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29587629.post-115010074104677363</id><published>2006-06-12T01:13:00.000-07:00</published><updated>2006-06-12T01:25:41.056-07:00</updated><title type='text'>Hoşgeldim</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/1600/DSC_6858.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5043/3155/320/DSC_6858.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#006600;"&gt;Evet...evet doğru görmektesiniz a gadasını aldıklarım. Gelen nazik istekler doğrultusunda dedim ki kendi kendime " neden ben de bir blog hazırlamayayım?...hakkaten niye mayayım?" sonra da hemen cevapladım kendimi " biraz tembel bi organizma olduğundan olabilir mi ki, hani sık sık güncellemezsin, halk galeyana gelir siteyi daşlıyabilir, sayfa önünde biriken sinirli bir grup "ENTİRİMİİZİİ İSTEEERİİİZ" şeklinde protesto edebilir" falan dedim...ama "yo yoo" dedim sonra "biraz kaderci olmak lazım, bıloğunu veren allah post'unu da verir inşallah" şeklinde bilimsel bir tabana dayandırarak create ulan my own blog'u tıkladım umarsızca...Bu arada genelde bu kadar sık kendi kendime konuşmam, ara sıra hayali oyun arkadaşım Mücahit'le konuşurum, o kadar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29587629-115010074104677363?l=fatocan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatocan.blogspot.com/feeds/115010074104677363/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29587629&amp;postID=115010074104677363' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115010074104677363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29587629/posts/default/115010074104677363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatocan.blogspot.com/2006/06/hogeldim.html' title='Hoşgeldim'/><author><name>fatocan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01272927607418744152</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry></feed>
